Türkiye Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ünitesi, hafta içi 08:30-17:30 Cumartesi günleri 08:30-12:30 saatleri arasında verilmektedir.

 

Telefonla randevu alabilirsiniz : 0212 314 14 14

 

Plastik ve rekonstrüktif cerrahi; şekillendirme ve yeniden yapım cerrahisidir. Bu özelliğinden anlaşılacağı gibi doğuştan veya sonradan olma her türlü fiziki bozuklukların düzeltilmesi bu cerrahinin kapsamına giriyor.

 

Plastik ve Retonstrüktif Cerrahi Ünitesi, çalışmalarını, dünyadaki yenilikleri izleyerek Türkiye Hastanesi’nin sahip olduğu ileri teknoloji ürünü modern cihazlarla sürdürüyor.

 

Plastik cerrahinin ana konuları:

 

Plastik cerrahi alanında en sık gerçekleştirilen ameliyatların başında yanık ve sonuçlarının tedavisine dönük operasyonlar geliyor. Ülkemizde, tüm plastik cerrahi ameliyatlarının yüzde 25’ini yanık ve sonradan ortaya çıkan yanık şekillerinin tedavisi oluşturuyor. Estetik kaygıya dayalı düzeltme operasyonları dışında, plastik ve rekonstrüktif cerrahi kapsamında yaralanmalara bağlı acil operasyonlar önemli yer tutuyor.

 

Bu çerçevede, acil el yaralanmalarında kopmuş elin ve parmakların yerine takılması, sinir ve kiriş yaralanmalarının tedavisi sık gerçekleştirilen cerrahi işlemleri oluşturuyor.

 

Plastik cerrahi kapsamında belli başlı sorunlar çözüme kavuşturuluyor:

 

Baş ve boyun tümörleri:

Tükürük bezlerinin, sinüslerin, alt çene ve üst çene kemiğinin tümörleri ve derinin tüm habis ve selim tümörleri operasyonla tedavi ediliyor.

 

Doğuştan anomaliler:

Tavşan dudak olarak tanımlanan dudak yarıkları ve daha derin bir anomali olan damak yarıkları ile kulak anomalilerine sıklıkla rastlanıyor. Utanma duygusunun baskısıyla pek çok kişinin ifade etmekten çekindiği cinsel organ anomalileri sık görülüyor. Doğuştan kaynaklanan bu anomaliler, plastik cerrahi ile tedavi ediliyor.

 

Yüz kemikleri cerrahisi:

Yüz kemiklerinde doğuştan gelen şekil bozuklukları olabiliyor. Ayrıca yüzde kaza sonucu da şekil bozuklukları ve kontur deformiteleri oluşabiliyor. Bu bozukluklar plastik cerrahi ile başarıyla tedavi edilip düzeltiliyor.

 

Kaybolmuş uzuvların yeniden yapılması:

Plastik ve rekonstrüktif cerrahi kapsamında, doğuştan ya da sonradan hastalık veya kaza sonucu yok olan bazı organlar yeniden yapılabiliyor. Bunlar arasında, kulaksız dünyaya gelenlere kulak yapılması, kanser nedeniyle göğsü alınanlara yeniden göğüs yapılması, burnu kopan veya alınan hastalara yeniden burun yapılması gibi çalışmalar başarıyla sürdürülüyor.

 

Estetik cerrahi

 

Tıpta sağlanan gelişmeler, birçok hastalığın tedavisinde olduğu gibi cerrahide son derece etkileyici imkanlar sağlıyor.

 

Bu imkanlar kullanılarak, mikrocerrahi ile serbest doku nakilleri yapılabiliyor. Kapanmayan yaralar ve kanser nedeniyle oluşmuş defektlere mikrocerrahi teknikleriyle serbest doku nakledilerek tedavileri gerçekleştiriliyor.

 

Plastik ve rekonstrüktif cerrahinin en bilinen çalışma alanlarından birini de “estetik cerrahi” oluşturuyor.

 

Bu kapsamda, burun düzeltme operasyonları, göz ve karın kırışıklıklarının giderilmesi, fazla yağların alınması operasyonları gerçekleştiriliyor.

 

Liposuction, laser ile yüz gençleştirme çalışmaları da bu ünite bünyesinde yürütülüyor.

 

İlgi alanları hayli geniş olan plastik cerrahi, saç telinden ayak tırnağına kadar, tüm yüz ve vücut yüzeyi ile ilgileniyor.

 

Plastik cerrahinin tarihçesi

 

Günümüzde plastik cerrahi, yüz değiştirerek gerektiğinde farklı bir kimlik oluşturulması amacıyla da kullanılabiliyor.

 

İster tahrip olan organın yenilenmesi, ister estetik kaygıyla bir şekil düzeltilmesi amacıyla kullanılsın, plastik cerrahi toplum yaşamında önemli bir yer alıyor.

 

Özellikle estetik kaygıya dayalı uygulamalara bakılarak plastik cerrahinin yeni bir tıp alanı olduğu sanılıyor. Oysa, plastik cerrahi çok eskiden beri biliniyor ve asırlardır uygulaması yapılıyor.

 

Plastik cerrahinin 5 bin yıllık bir geçmişi bulunuyor.

 

İlk plastik cerrahi ameliyatlarının, yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarında Hindistan'da yapıldığı biliniyor. Çeşitli kaynaklar, binlerce yıl öncesinden beri, kopan organların yerine dikilmesi, kırılan kemiklerin onarılması yolunda çalışmalar yapıldığını gösteriyor.

 

Bunca eski bir geçmişi olan plastik cerrahi, 20’nci yüzyıla kadar diğer cerrahi branşların içinde ve onlara yardımcı olarak yer aldı. Plastik cerrahi, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel hızlı bir gelişme gösterdi. Sanayi toplumlarında sıkça rastlanan iş kazalarında organlarını kaybedenlerin acılarını dindirmek için sürekli çalışmalarla boyut kazandı.

 

Tüm dünyada 1940 sonrası ayrı bir ihtisas dalı olarak tıpta yerini aldı ve her geçen gün gelişti. Kullanım alanı sürekli yaygınlaşan plastik cerrahinin tüm olanakları, Türkiye Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ünitesi’nde halkımızın hizmetine sunuluyor.



GERİ DÖN