Türkiye Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesi, acil vakalarda 24 saat takip ve ameliyat hizmeti veriyor. Poliklinik hizmetleri, hafta içi 08:30-17:30 Cumartesi günleri 08:30-12:30 saatleri arasında verilmektedir.

 

Telefonla randevu alabilirsiniz : 0212 314 14 14

 

Günümüzde beyin ve sinir cerrahisi, bütün dünyada önemi giderek artan bir tıp dalı olarak kabul ediliyor. Nöroşirurji alanında başarıya ulaşmanın temel unsurlarını bilgi birikimi ve teknoloji oluşturuyor. Bunun yanı sıra, nöroşirurjide, branşlar arası yardımlaşma ve sürekli kendini yenileme de büyük önem taşıyor.

 

Türkiye Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesi, hizmetlerini, dünyadaki gelişmelere paralel olarak yenilediği ileri teknolojik donanımı ve konusunda uzman hekim ve teknik personelle veriyor.

 

Bu çerçevede bilgisayarlı tomografi cihazı, Radyoloji Ünitesi, Acil Servis, Yoğun Bakım Ünitesi ve modern ameliyathaneler, 24 saat hizmete hazır tutuluyor.

 

Türkiye Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesi’nde tedavi ve ameliyatları yapılan hastalıklar, başvuru çokluğuna göre şöyle sıralanıyor:

 

  • Bel ve Boyun Fıtığı

  • Spinal Enjeksiyonlar (Faset Eklem Enjeksiyonu ve Transforaminal Steroid Enjeksiyon)

  • Omurilik Kanalı Daralması (Spinal Stenoz)

  • Omurga Kayması (Spondilolistezis)

  • Periferik Sinir Sıkışmaları (Karpal tünel sendromu – Ulnar Oluk Sendromu v.b. sinir tuzaklanmaları)

  • Kafa ve Omurilik Travmaları

  • Beyin Kanamaları

  • Beyin ve Omurilik Tümörleri

  • Sinir Sisteminin Damarsal Hastalıkları (Anevrizma v.b. gibi)

  • Sinir Sisteminin Doğuştan Olan Anomalileri

 

Bel ve Boyun Fıtığı

 

Günümüzde en sık rastlanılan sinir sistemi hastalıklarından birini bel ve boyun fıtıkları oluşturuyor.

 

Bel fıtığı; vücudumuzun bel kısmında, omurgalar arası kıkırdak dokunun yırtılarak, sinirlerin dışarı çıkmasıyla oluşuyor. Omurilikten çıkan sinirlerin sıkışması sonucu ortaya bazı hareketleri zorlayan ağrılı bir tablo çıkıyor.

 

Aynı durumun boyun omurgasında ortaya çıkması boyun fıtığı olarak adlandırılıyor. Ana belirtilerini bel ve şiddetli bacak ağrısı veya boyun ve  şiddetli kol ağrısı oluşturuyor.

 

Başlangıçta, hasta, konservatif olarak ağrı kesiciler ve yatak istirahatı ile rahatlatılıyor, röntgen ve MR ile tanı kesinleştiriliyor. Hasta yakından takip edilerek, ayaklarda veya kolda ortaya çıkabilecek kuvvet kusurları konusunda uyarılıyor. Genelde bel ve boyun fıtığında ilk 15 gün içinde şikayetler, hastaların yüzde 90’ında hızla geriliyor ve kişi normal yaşantısına dönüyor. Geri kalan yüzde 10’luk bölümdekiler ise hayatının herhangi bir döneminde ameliyata aday olarak görülüyor.

 

Tedavi sonrasında da bel ya da boyun fıtığına bağlı, kişinin günlük yaşantısını az veya çok etkileyen şikayetler devam edebiliyor.

 

Bel ve boyun fıtığı kalıcı veya geçici felçlere neden olabiliyor. Ancak, hekimin zamanında müdahalesiyle böyle bir durumun oluşması önlenebiliyor. Hekimin bu noktayı iyi algılaması ve felç meydana gelmeden müdahale etmesi gerekiyor.

 

Ameliyat Tercihi

 

Bel ve boyun fıtığı tedavisinde ameliyat önemli bir yer tutuyor. Ancak, geçmişteki kötü örneklerin olumsuz etkilerinden kalan bir alışkanlıkla fıtık ameliyatlarına hala korkuyla bakılıyor.

 

Oysa günümüzde modern cerrahi yöntemlerle ameliyatların olumsuz etkileri ortadan kaldırılıyor.

 

Türkiye Hastanesi’nde boyun fıtığı operasyonu mikro cerrahi yöntemiyle boynun ön bölümünden yapılıyor. Operasyon 45 dakika sürüyor. Bu müdahalede iki omurga arasındaki hasta kıkırdak çıkarılıyor. Hastalığın derecesi ve hastanın yaşına göre, gerekli görülürse iki omurga arasına bir kemik füzyon yapılıyor. Böylelikle, iki omurganın birbirine kaynaması sağlanıyor. Ancak, bu, her boyun fıtığı ameliyatında gerekli olmuyor. Füzyon, genellikle eski, müzminleşmiş ve kireçlenme gelişmiş boyun fıtıklarında kullanılıyor.

 

Hastanemizde, füzyon amacıyla, hastanın kendi kemiği veya sentetik kemik materyaller kullanılarak, çeşitli vidalama ve kafes yöntemleri uygulanıyor. Buna hastanın ve hastalığın durumuna göre, uzman hekimlerimiz karar veriyor.

 

Felç Riski

 

Felç korkusu yaygın bir etken olma özelliğini koruyor. Peki felç riski gerçekten var mı? Ameliyatı göze alan fıtık hastası ne ölçüde felç riskiyle karşı karşıya bulunuyor?

 

Bel ve boyun fıtığı tedavisinde istenilen sonucun alınması için hekime başvurmakta geç kalınmaması gerekiyor. Eğer hasta, ağrılarla uzun süre yaşayıp, ameliyat korkusuyla tedaviden uzak kalmasına bağlı olarak ayakta felç oluşmuşsa, bu durum ameliyatla düzelmiyor.

 

Operasyon uygun zamanda yapıldığı takdirde fıtığın tekrarlama olasılığı yok denecek kadar az bulunuyor. Ancak başka kıkırdak mesafelerinden tekrar bel fıtığı olma olasılığı ortadan kalkmıyor.

 

Belimizde 5 ayrı omurga bulunuyor ve her birinin arasındaki kıkırdak yırtılarak ayrı fıtıklar oluşabiliyor.

 

Lomber Mikroşirürjikal Diskektomi

 

Türkiye Hastanesi’nde bu operasyonlar, Lomber Mikroşirürjikal Diskektomi şeklinde uygulanmaktadır. Tekniğin avantajları hastanın aynı günde ayağa kalkması ve sosyal-iş hayatına en kısa sürede dönmesidir. Aynı seansta omurga kayması veya daralması olan hastalarda stabilizasyon tekniği ile vidalama ameliyatıda yapılabilmektedir.

 

Ameliyat Olacak Hastalara Öğütler

 

Cerrahi müdahalenin size getireceği faydaları düşünün.

Hekiminize ve hastaneye güvenin ( Hastasının rahat olduğunu gören hekim, daha başarılı bir ameliyat gerçekleştirir).

Yöntem hakkında bilgi isteyin, ama, “ben bu yöntemi istiyorum” diye siz seçmeyin. Ameliyatı gerçekleştirecek cerrah size en uygununu seçecektir.

Ameliyat sonrası ağrıyı bildirin, direnmeyin. Herkesin ağrı eşiği, acıya dayanma sınırı farklıdır.

 

Daha önce bu nedenle ameliyat olanlara bakıp, “ağrısı hemen geçmiş, 10 gün sonra işe gitmiş” diye düşünmeyin. Sizin durumunuz, size özeldir. Önemli olan belirli bir müddet sonraki sağlık durumunuzdur.

Ameliyat belirli bir bölgedeki, tüm vücudu ilgilendiren bir girişimdir. Ama ameliyatın sona ermesi, aklınızdan “her şey yeniden tekrarlar mı” korkusunu atmanızla olur.

 

DÜZELMEYEN BEL AĞRILARINDA YARDIMCI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

 

Bel ağrısı, Kalp Hastalıklarından sonra iş gücü kaybına neden olan ikinci sıklıkta rahatsızlıktır. Bu nedenle tanıya yönelik tedavi dışında yaşantıyı daha konforlu hale getirecek yöntemler üzerinde de çalışmalar mevcuttur.

 

Günümüzün ciddi tıbbi ve sosyoekonomik sorunlarından biri, bel ağrısı ve ağrıya eşlik eden radiküler semptomlardır ( ayağa yansıyan ağrılar). Erişkin kişilerin%80-85’inde 50 yaş öncesinde bel ağrısı şikayeti ile karşılaşılmaktadır. Akut bel ağrılı hastaların%90’ı birkaç hafta içinde tamamen iyileşirken sadece%10’nun ağrıları 4-6 haftadan uzun sürmektedir. Uzun süren ağrılarda bel fıtığı, tümör, faset eklem ağrısı, kalça eklemi bozuklukları, bel kayması ve psikolojik bozukluk gibi hastalıklar göz önüne alınmalıdır.

Konservatif tedavinin ilk basamağında ağrınına azaltılmasına yönelik hareketleri gösterme, istirahat ve ağır kaldırmanın önlenmesi gibi pasif yöntemler yer almaktadır. İlaç tedavisinde ise ağrı kesici ve ödem giderici ilaçlarla beraber çeşitli kas gevşeticilerin kullanılması önemli yarar sağlamaktadır. Uzun vade de kilo vermesi önerilir. Bir gurup hastada da ise olay uzar, tanı ne olursa olsun ne ameliyat ne ilaç kullanılması yeterli olmaz . Bu durumlardan ilki bel fıtığıdır.

 

BEL FITIĞI VE TRANSFORAMİNAL ENKJEKSİYON

 

Pratikte en sık rastladığımız bel ağrısı nedeni bel fıtığıdır. İki omurga arasındaki kıkırdak omurilik kanalına doğru yırtılarak ayağa giden sinirlere baskı yapar. Sonuç şiddetli bel ağrısını takip eden ayak ağrısıdır. MR tekniğiyle kolayca tanı konulan bel fıtığı vakalarında aslında tam olarak tedavi edici bir ilaç mevcut değildir. Kortizon diye bilinen steroid ilaçlar faydalı olabilir fakat mevcut yırtılan kıkırdakta damarlanma olmadığı için, steroidler bu kıkırdaklara iğne veya hap yoluyla tam olarak iletilemez. Kıkırdağın % 30 oranında yana doğru yırtılması söz konusudur. İşte bu hastalarda transforaminal steroid enjeksiyonu oldukça iyi sonuçlar verir. Çünkü steroidler bu yöntemle direkt olarak hasta olan yere verilir ve etki eder.

Medikal tedaviye rağmen yanıt alınamayan hastalarda tercih edilen yöntemler arasında transforaminal epidural steroid enjeksiyonu bu nedenle önemli bir seçenektir, ayrıca herpes zoster gibi enfeksiyöz sinir kökü hastalıklarında, kanserli hastalarda tümör invazyonu sonucu gelişen ödem ve enflamasyonlarda, nevraljik ağrılarda, spinal kanal daralması, skolyoz, bel kayması olan hastalarda ve bel fıtığı ameliyatına ragmen ağrısı geçmeyenlerde de iyi biryöntem olarak uygulanmaktadır.

Uygulamanın ameliyathane şartlarında özel bir röntgen ve masa eşliğinde 3- 5 dk gibi kısa sürede lokal anesteziyle yapılması ve hastanın 1 saat sonra evine gitmeside önemli bir avantajdır. Kortizon kelimesi hastaları korkutsa da nadir durumlar dışında , çok düşük miktarlarda kullanıldığı için hiç bir sakıncası yoktur. Evde 1 gün istirahati takiben normal yaşantı önerilir.

 

 

 

FASET EKLEM SENDROMU VE FASET EKLEM ENJEKSİYONU

 

Faset eklemleri, bir omurla komşu diğer bir omurun, üst ve alt eklemsel çıkıntıları arasında yaptığı gerçek bir eklemdir ve omurganın arka kısmında yer alır. Faset eklemleri sağlamlık sağlar, omurgaya eğilme ve bükülme yeteneği kazandırır. Eklem, kıkırdak ince bir yüzey tabaka içerir, kapsülle çevrilidir ve içi sinoviyal sıvıyla (kıkırdağı besleyen ve omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasındaki sürtünmeyi önleyen sıvı) doludur.

 

Faset eklemi enjeksiyonunun basit olarak iki sebebi vardır.

  1. Tanı: Ağrının kaynağını bulmak.

  2. Tedavi: Tespit edilen bir anormalliği tedavi etmek.

 

Faset ekleminde bir problem (inflamasyon, irritasyon, şişlik veya artrit gibi), bel ağrılarına neden olabilir. Bel fıtığını taklit eden ayağa vuran ağrılarda oluşabilir. İleri yaşlardaki bel ağrılarının yüksek oranda sebebi faset eklemdeki bozukluklardır.Tanı koydurucu testler faset eklemindeki anormalliği gösterebilir, ağrının kaynağının faset eklemi olduğunu ortaya çıkarabilir. Gece ve hareketsiz kalmakla artması özelliğidir. Faset eklemlerinin gerçek bel ağrısının sebebi olduğuna karar verilirse Faset eklemine uygulanan düşük miktarda lokal anestezik madde enjeksiyonu ile ağrı azalır veya yok olursa bu durum, ağrının kaynağının faset eklemi olabileceğini gösterir. Bu uygulama şekli, faset eklemi enjeksiyonunun tanı koydurucu olarak kullanımıdır.

Bir faset ekleminin ağrının kaynağı olduğu tespit edilirse anestezik ajanların ve steroid ilaçların tedavi edici enjeksiyonları uzunca bir sure ağrı hafiflemesi sağlayabilir.

Her iki işlemde özel bir röntgen cihazıyla ameliyathane de 5 dk gibi kısa bir sürede yapılır ve hasta eve gönderilir.

 

-Uzayan bel ağrılarında transforaminal enjeksiyon ve faset eklem blokajı alternatif yöntemlerdir.

-Ödem giderici ilaçlarla desteklenirlerse sonuçlar daha iyi olur

-Altın öneri hastanın aynı zamanda kilo vermesi ve karın kaslarını kuvvetlendirici spora başlamasıdır.

 



GERİ DÖN