jaborandi

Güney Amerikaya mahsus "jaborand" adlı bitkilerin kurutulmuş yapraklarından alınıp terletmek ve salyayı çoğaltmak için kullanılan ilaç.

Jacasto complex

Anneni noğluna karşı bilinçaltında cinsel hisler beslemesi;

jacket

n.Caket.

Jackson epilepsy

Beynin motor bölgesindeki organik bozukluklar sonucu bazı kas gruplarında görülen kramplar (ekseriya tek taraflı ve yalnız bir grup kasta yerleşmiş olup lokal spazm ile karakterlenmiştir).

Jacksonia epjlepsy

See: epilepsy.

Jacksonian epilepsy

Bir grup kaslarda spazm şeklinde başlayıp kısa zamanda konvülsiyonlara dönüşen fokal epilepsi şekli (Genellikle travmayı takiben veya beyindeik tümör nedeniyle gelişir);

Jacob's ulcer

Jakobs ülseri;

Jacobson's retinitis

Gençlik çağında başlayıp ilerleyici seyir gösteren retina'da kahverengimsi pigment birikimi, optik sinirde atrofi ve damarlarda inceleme sonucu görüş alanında daralma ve gece körlüğü ile belirgin kalıtsal hastalık.

Jacobson's sulcus

Ortakulakta bulunan bir oluk;

jacoumier's sign

n.Gebeliğin erkendevresinde vagina mukozasının mavimtırak renk alması.

jactitation

Özellikle ateşli hastalıklarda uyuyan hastanın çırpınması, jaktasyon.

Jail fever

See: Typhus fever;

jail-fever

Hapishane humması.

Jaksch's disease

Çocuklarda görülen yalancı lösemi;

jalap

n.Çalepa, kökü müshil bir bitki veya bu bitkiden çıkarılan ilaç.

janiceps

İki yüzlü hilkat garibesi, yüzleri karşıt yönlere bakacak şekilde başlarından birbirine yapışık ikizler.

Japanese

Japonya kolası

japanese enceplalitis

Başta Japonya olmak üzere uzak doğu ülkelerinde görülen belli bir virüs7e bağlı epidemik ensefalit;

jar

Kuru otları muhafazaya mahsus eczacı kavanozu.

jargon

Kelimeleri yerinde kullanamama ile belirgin anlamsız ve anlaşılmaz konuşma, karışık konuşma.

jaundice

Sarılık, ikter.

jaundiced

Sarılıklı.

Javelle solution

Antiseptik olarak kullanılan su içindeki sodyum hipoklorür veya potasyum hipoklorür eriyiği;

javellization

Suyun Javelle eriyiği ile arındırılması.

jaw

Çene.

Jaw bone

Alt veya üst çene;

Jaw jerk

Çenenin yerinden oynaması (çıkması);

Jaworski's corpuscle

Hiperklorhidrili hastaların mide özsuyunda görülen mukus'tan ibaret spiral şekli gösteren cisimcikler;

jecur

Karaciğer.

jejunal

Jejunuma ait, jejunalis.

jejunectomy

Jejunumu kesip çıkarma ameliyatı.

jejunitis

n.Jejunum iltihabı, jejunit.

jejunocecostomy

Jejunumu çekumla ameliyatla birleştirme, jejunum ile çekum arasında anastomoz yapılması.

jejunocolostomy

Jejunumu kolonla ameliyatla birleştirme.

jejunoileitis

Jejunumla ilyumun iltihabı.

jejunoileostomy

Jejunumu ilyumla ameliyatla birleştirme.

jejunojejunostomy

Jejunum'un iki ayrı parçası arasında, ağız ağıza dikerek geçit oluşturma.

jejunorrhaphy

Jejunumun dikilmesi.

jejunostomy

Jejunumun fistülizasyonu.

jejunotomy

Jejunumu yarma, jejunum ameliyatı.

jejunum

Duodenumdan sonra gelen ince barsak bölümü,boşbarsak, jejunum.

Jellinek's sign

Hipertiroidi halinde cilt renginin koyulaşması;

jelloid

İlaçlı jelatinli tablet veya şekerleme.

jelly

Pelte.

Jenner's stain

Eozin ve metilen mavisi karışımından ibaret bir boya;

jequiritin

biochem. Abrus precatorius tohumlarında bulunan hemolitik bir toksalbümin:

Jerk

Büzülme, burulma (kas).

Jerky (cogwheeled) breathing

Sakkade teneffüs kademeli solunum;

jigger

Özellikle tropik ülkelerde bulunan bir çeşit pire.

Jobert's suture

Enine barsak yaralarında kullanılan bir çeşit dikiş;