H antigen

Kamçı antijeni, hareketli bakterilerin flagellum'ları antijeni;

H factor

Vitamin H.

H.

Hareketli suşla elde edilen aglütinin

habena

Kozalaksı bezin sapı, habena.

habenula

(pl. habenulae). Habenula (kozalaksı beze ait uzantılar).

habenular

Habenulaya ait.

habit

1. İtiyat, alışkanlık, huy; 2. Özel şekilde büyüme veya yetişme.

habit spasm

İtiyadi kasılma;

habit training

Akıl hastanelerinde hastalara kişisel hijyen kurallarının devamlı tekrarlanarak yeniden öğretilmesi.

Habit-formingi drug

Alışkanlık yapıcı ilaç;

habitual

İtiyadi, alışkanlığa bağlı, habitüel.

Habitual abortion

Üç veya daha fazla devamlı gebelik hallerinde vaki olan düşük;

Habitual dislocation

Düzeltilmesine rağmen tekrarlayan çıkık;

habituation

İtiyat, alışkanlık, huy edinme.

habitus

Belirli hastalıklara istidat gösteren beden yapısı.

habromania

Kişinin haz verici kuruntular sebebiyle devamlı nee göstermesi ile belirgin zihni bozukluk, aşırı neşenin eşlik ettiği delilik hali.

hacking

El kenarları ile deri üzerinden devamlı vurma hareketi (masajda uygulanan bir şekil).

Haemagglutination test for pregnancy

Bir çeşit gebelik testi;

Haemorrhagic diathesis

Hemorrajik diyatez: Mukozalarda kolaylıkla kanamalar ve purpuralar olur;

haemorrhagica

Purpura veya hemojenik görünüşlü, derin kansızlık, aplastik kansızlık.

haemorrhoidalis

Anus halkası

Haffkine-Kolle Cholera vaccination

Sıcak öldürülmüş kolera ile yapılır.

hafnium

biochem. Hf sembolü ile bilinen atom no:72, atom ağırlığı; 178, olan kimyasal element.

hair

1. deri üzerini örten ince iplik şeklindeki uzantılardan her iri, kıl, tüy, 2. baş derisini örten kıllardan her biri, saç; 3. İç kulaktaki işitme hücreleri üzerinde bulunan tüy şeklindeik ince uzantılardan her biri.

Hair canal

Saç telinin ortasındaki boşluk;

Hair follicle

Saç veya kıl folikülü;

hairball

Mide veya barsakta görülen saçtan oluşmuş kitle.

hairy

1. Kıl veya tüylerle örtülü, kıllı, tüylü; 2. Kıla benzer, tüy gibi.

Hairy heart

Eksüda ile çevrili kalp.

Hairy tongueGeographical tongue

Kıllı dil;Harita dili (eksüdatif diyatezde görülür),

halation

Işığın ters yönden gelişi nedeniyle cisimlerin bulanık görülmesi, ışığın uygunsuz aksedişi sonucu görüş alanının netliğini kaybedişi, halasyon.

halazone

biochem. İçme suyunda dezenfektan olarak kullanılan beyaz billüri toz.

half-breed

1. Melez; 2. yarım kan.

half-life

Radyoaktif madde gücünün yarıya inmesi için geçen zaman süresi, yarılanma müddeti.

halibut liver oil

Zengin bir A ve D vitamini kaynağı, bir çeşit balık yağı.

halide

biochem. Halojen madde ihtiva eden bir bileşim.

halisteresis

O zamana kadar normal olan kemikten kirecin kaybolması (mesela rahitis ve osteomalasi'de olduğu gibi).

halitosis

Kötü kokan nefes, ağızdan gelen fena koku.

halituous

Buhar veya nemle kaplı.

halitus

Dışarı verilmiş nefes, nefesin dışarıya çıkması.

hall antidote

Hall panzehiri; Potasyum iyodür 7.35 kısım + kinin hidroklorat 4 k. + su 480 k. (bu antidot süblime zehirlenmesine karşı kullanılır).

Haller's

Haller ilmeği veya halkası (yedici ve dokuzuncu baş sinirlerinin karşılaşması ile meydana gelen sinir ilmeği).

Hallopeau's disease

Parmak ve ellerin sivilcelenmesi ile vasıflı, tedaviye inatçı, süreğen bir dermatoz, Hallopeau hastalığı, acrodermatitis continua suppurative;

hallucination

Hakiki bir etki olmadan duyu organlarının tenbih almış gibi çalışması, sanrı.

hallucinosis

Hastanın devamlı olarak hayal kurduğu bir çeşit psikoz.

hallux

Ayak başparmağı.

hallux rigidus

Osteoartrit nedeniyle metatarsofalangeal eklemin ankiloze olması.

halo

Hale, nur dairesi.

halo symptom

Glökomda renkli ve içi içe çemberler görülmesi;

halogen

biochem. Peryodik sistemin 7.ci grubunda bulunan madensi elementler, klor, brom, iyod, fluor.