ferric glycerophosphate

biochem. Sarı-yeşil renkte bir demir türevi (C9H21Fe2O18P3).

ferric hypophosphitebiochem

biochem. Kirli beyaz toz (Fe(PH2O2)3).

ferric oxide, red

biochem. %90 demir oksid ihtiva eden koyu kahverengi toz (Fe2O3).

ferric oxide, yellow

biochem. %97.5 demir oksid ihtiva eden sarı toz (Fe2O3).

ferricyanide

biochem. Üç değerli (FeCN6) radikaline sahi olan kimyasal bileşim.

ferrometer

Kandaki demir miktarını ölçmeye yarayan alet, fermometre.

ferrosilicon

biochem. Silisyon ile demir katışığı.

ferrotherapy

Demir ve demir bileşimleri ile yapılan tedavi, ferroterapi.

ferrous

biochem. İki kıymetli demiri ihtiva eden.

ferruginization

Bir dokuya demir çökmesi.

ferruginous

biochem. Demirli, demiri havi, demir pasına benzer, demir pası renginde.

ferrule

Bir dişi desteklemek için tatbik edilen madeni çember.

ferrum

biochem. Demir.

Ferry's antitoxin

Fery antitoksini (serebrospinal menenjit tedavisinde kullanılan bir "meningococcus" antiserumu);

fertile

1. Gelişme yeteneği olan, doğurabilen; 2. Mümbit, verimli.

fertility

1. Gelişme yeteneği, doğurma yeteneği, doğurabilme; 2. Mümbitlik, verimlilik.

fertilization

See: Fecundation.

fertilize

v. İlkah etmek, tohumlamak, aşılamak.

Fertilized ovum

Spermatozoon ile ovum'un birleşmesinden oluşan hücre, döllenmiş ovum, zigot, daha genel anlamda döllenmeden implantasyon devresine kadar süre içindeki gebelik ürünü.

fervescence

Vücut hararetinin artması, ateşin çoğalması.

fervor

Sıcaklık, hararet, yüksek ateşin vücutta meydana getirdiği sıcaklık.

fester

n.&v.1. Ufak bir yara; 2. Cerahatini dışarıya çıkarmak.

festination

Sinirlilikten gelen hızlı yürüme eğilimi.

fetal cephalometry

fetüs başı kuturlarının ölçülmesi (Doğumdan önce x ışınları veya ultrason aracılığıyla, doğumu takiben mezura veya sefalometre ile ölçülür).

Fetal circulation

Fetus, göbek kordonu ve placenta arasında cereyan eden dolaşım;

Fetal distress

Rahim içindeki fetüs'ün oksijensiz kalışı nedeniyle hayatının tehlikeye girişi hali, fetal sıkıntı (Kalb seslerinde bozulma ile kendisini gösterir).

Fetal dystocia

Fetüs'teki anormal duruma bağlı olarak gelişen doğum güçlüğü;

Fetal fissure

See: Choroid fissure;

Fetal inclusion

Bir fetüs'ün diğeri içinde parazit olarak bulunuşu ile belirgin ikiz hilkat garibesi;

fetal membrana

Fetüsü saran zar (chorion, amnion ve allantois);

Fetal monitor

Uterus içndeki fetüs'ün kalb atımlarını izlemede kullanılan monitör.

Fetal movement

Fetüs'ün rahim içindeki hareketi;

fetal respiration

Plasentada gaz alışverişi;

fetal rice

Cücelik achondroplasia;

fetal, foetal

Fetusa ait, fetalis.

fetalism

Fetal gelişim devresine has bazı oluşum veya özelliklerin doğumdan sonraki gelişme devresinde, değişmeksizin kalması.

fetation

1. Fetusun gelişimi; 2. Gebelik.

feticide

Dölüt halinde iken öldürme, fetisid.

fetid

Fena kokan, pis kokulu.

fetid sweat

Terin pis kokuda oluşu, bromhidrosis;

fetish

Büyülü telakki edilen ve erotik arzular veren cisim.

fetishism

Karşı cinse ait bir eşyaya karşı gösterilen cinsel istek.

fetishist

Fetişizm'e müptela kişi, fetişist.

fetography

Fetusun ana rahminde iken alınan radyografisi.

fetology

Uterus içindeki fetüs'ün maruz kalabileceği hastalıklar, bunların teşhis ve tedavileriyle ilgili tıp dalı, fetoloji.

fetometry

Fetus veya fetus başının ölçülmesi.

fetopelvic

Fetüs ve anne pelvisi ile ilgili, fetüs başı ile anne pelvisi arasındaki ilişkiye ait.

Feto-pelvic disproportion

See: Cephalopelvic disproportion.

fetoplacental

Fetus ve plasentaya ait.

fetor

Fena koku.