favus

Kel hastalığı.

feacalith

Barsak kanalında oluşan, taş, barsak taşı.

feaces

Barsak yoluyla atılan atık maddeler, gaita.

fear

Korku, fobi.

febricant

Vücut ısısını yükselten, ateş yükselmesine sebep olan.

febricide

& 1. Ateiş yokeden (kesen); 2. Ateşi kesen bir faktör.

febricity

Ateş meydana getirme niteliği.

febricula

Ota derecede ısı yükselişi ile belirgin geçici ateş nöbeti.

febrifacient

Ateş veren, sıcaklık verici.

febrific

See: febrifacient

febrifugal

Yükselmiş vücut ısısını düşüren, ateş düşürücü.

febrifuge

1. Ateş düşüren; 2. Ateş düşürücü ilaç.

febrile

1. Hummalı, ateşli; 2. Ateşe ait, febril.

febriphobia

Sıcaklığa karşı duyulan marazi korku.

febris

See: Fever.

fecal

1. Feçese ait; 2. Feçesli.

Fecal fistula

İncebarsak duvarı ile deri arasında uzanan fsitül (Barsak kanseri v.s. sonucu oluşur);

fecal impact

Dışkının sertleşerek, kabızlığa uzanmak üzere kalın barsakta uzun süre kalması;

fecalith

Barsakta bir kısım dışkının sertleşmesi sonucu oluşan kitle, dışkı taşı.

fecaloid

Feçes gibi, fekaloyid.

Fecaloid vomiting

1. Dışkı kusma; 2. Dışkıın ağız yolu ile çıkarılması;

fecaluria

İdrarda feçes bulunması, fekalüri.

feces

Dışkı, büyük aptes, feçes, faeces.

fecula

(pl. fecuae) biochem. Nişasta, fekül

fecund

Çok çocuk doğurru, velüt müsmir, mahsuldar, verimli, bereketli.

fecundate

v. Gebe bırakmak, ilkah etmek.

fecundation

İlkah fekondasyon.

fecundity

Çok doğurma yeteneği, verimlilik, doğurganlık, dölceklik.

Fed's disease

Özellikle çocuklarda dilin frenulumun papilomatöz ülserasoynu, Fed hastalığı, Riga hastalığı;

feebleminded

Geri zekalı, budala.

feeblemindedness

Zeka geriliği, budalalık.

feed

v. 1. Beslemek, gıda vermek, yedirmek; 2. Beslenmek, gıda almak; 3. Yiyecek, gıda, havyan yemi.

feedback

Geri tepme, geri itilim, çıkış yapan bir şeyin tekrar giriş yapması, özellikle bir olay sonucu meydana gelen son ürünün aynı olayı başlatmak üzere tekrar devreye girişi.

feedback mechanism

Herhangi bir olay sonucu oluşan son ürünün tekrar devreye girerek aynı olayı yeniden başlatması, bu nitelikle belirgin mekanizma, geri itilim mekanizması;

feeder

1. Beslenen, gıda alan (insan, hayvan ve bitki); 2. Bebeğe süt verilen ağzı emzikli şişe, biberon.

feeding

Gıda, yemek, besin.

feeding bottle

Emzik şişesi.

Feeding tube

Mide sondası;

feeling

1. Hissetme, duyma; 2. Dokunma, dokunma duyusu; 3. Herhangi bir his, duygu; 4. Duygulu, hassas.

Feeling organ

Dokunun organı, organum tactus;

feelings

Tezat duygular (aynı zamanda aynı şahsa gösterilen sevgi ve nefret gib zıt duyguların bağdaşmasını anlatmakta kullanılan deyim).

Fehling's operation

Uterus düşüklüğünde yapılan düzeltici ameliyat;

Fehling's solution

biochem. 1.34, 6 gr. bakırsülfat 500 cc. suda eritilir; 2.173 gr potasyum sodyum tartrat ve 50 gr. sodyum hidroksit 500 cc. su hacmi içinde eritilir, 3. kullanılış sırasında 1 ve 2'den eşit miktarlar karıştırılır;

Fehlin's Solution

Bir ortamda şeker mevcudiyetini saptamak ve mevcut şekerin miktarını belirlemek için kullanılan bir bakır sülfat çözeltisi.

fellation

Penisin cinsel eş tarafından ağıza alınması, penisin ağız ve dil yoluyla uyarılmas4.

fellator

Penisi ağzına alarak uyaran kişi.

fellattorism

See: fellation.

felon

Tırnak altında veya yakınında olan ufak yara, dolama.

Felty's Syndrome

Lökopeni ve splenomegali ile birlikte görülen kronik artrit tablosu.

female

Dişi, kadın.