flatulence

Gazlı (yelli) olma.

flatulent

Mide veya barsakta yel (gaz) hasıl eden, bu yele ait.

flatus

1. Hafif yel; 2. Mide veya karında gaz.

flatworm

Yassı şekil gösteren barsak paraziti, yassı kurt, yassı solucan, Platyhelminthes (yassı helmintler) koluna mensup herhangi bir barsak paraziti.

flav(o)

pref. Sarı, flavus.

flavedo

Sarılık (deri v.s.).

flavin

Hayvanlar ve otlarda bulunan sarı renkli ve suda eriyen bir boya maddesi.

flavism

Saçın sarılığı.n. Sarılık (deri v.s.).

flavobacterium

Portakal sarısı pigment oluşturan gram-negatif bir bakteri cinsi (Toprakta ve suda bulunurlar).

flavone

biochem.Muhtelif sarı boyaların esası olan (C15H10O2) maddesi.

flavonoid

biochem. P vitaminine benzeyen ve kanamaya karşı kullanılabilen maddelreden biri.

flavonol

biochem. Flavin ihtiva eden protein.

flavor

1. Lezzet, tat; 2. İlaç olarak kullanılan bir şuruba tat veren etkisiz madde.

flavoring

Tat verici, tat verici madde.

flavus

Sarı.

flax

Keten, keten bitkisi.

flaxseed

Keten tohumu.

Flaxseed oil

biochem. Keten tohumu yağı;

flea

Siphonaptera türüne ait kan emici bir böcek, pire.

Flea bite

Pire ısırması sonucu deride ağrı ve uyuşma ile belirgin durum;

flea flea

Veba nakleden parazit.

fleam

Baytar neşteri.

Flechsig's tract

Omurilikte ön birleştirici kordon (demet);

fleece

Koyun postu, yapağı, muflon.

flesh

1. Et; 2. Hayvanların kasları ve diğer yumuşak dokuları.

fletcherism

Gıdanın iyi çiğnenmesi.

flex

v. 1. Bükmek, eğmek; 2. Bükülme yeri.

flexibilitas

See: Flexibility.

flexibility

Eğilme (bükülme) yeteneği, fleksibilite.

Flexible colloid

biochem. Kafuru ve hintyağı ile muamele edilmiş elastik kollodyon;

flexion

Fleksiyon: 1. Eklemin yaptığı içeriye doğru bükülme hareketi, bükülme; 2. Bükme, flexio.

Flexner's bacillus

Dizanteri'ye sebep olan bir basil. Shigella paradysenteriae;

flexor

Bükücü (kas), fleksor.

flexura

(pl. flexurae). See: flexure.

flexura coli dextra

anat. Çıkan içeğiyle enine içeği arasındaki eğmeç.

flexure

1. Dirsek, flexura; 2. Eğrilme.

flexure coli

Kolon dirsekleri.

Flight blindness

Amaurosis fugax;

Flindt's spot

See: Koplik's spots;

Flint's murmur

Aort yetersizliği gösterenbazı kimselerde kalb apeksinde, diyastol esnasında duyulan üfürüm;

floating

Yer değiştiren, mobil.

floating kidney

Çevresinde hareket edebilen böbrek, hareketli böbrek;

Floatting cartilage

Bir eklem boşluğunda cidardan ayrılmış kıkırdak parçası, başıboş kıkırdak;

floccillation

Çok şiddetli nöbet.

floccose

Yüne benzer.

floccular

Flokulusa ait.

flocculation

Bir solüsyonda dispersiyon halinde bulunan kolloidal maddelerin bir araya toplanıp kitle yapması olayı ki bazı özel testlerni esasını oluşturur.

Flocculation test

Serum, birçok tuz ile karşılaştırılır (altın, thymol, cephalin, kolesterol) gibi;

flocculoreaction

Flokülasyon'la sonuçlanan serum reaksiyonu.

flocculus

Beyinciğin ön yüzünde yumak biçimindeki lopçuk, flokulus.