filiform

İplik ş eklinde, ipliksi, ipbiçim, filiformis.

Filiform papilla

Dilin uç kısmında yer alan ince, kıl benzeri papillalar;

filiforme adnatum

Doğuştan gözkapağı kaynaşması.

filipuncture

İçinde bulunan kanın pıhtılaşmasını sağlamak amacıyla bir aneurisma'nın içine iplik inceliğinde bir tel sokulması.

filix mas

Erkek eğrelti otu hulasası, mantar tedavisinde kullanılır.

fillet

1. Liflerden yapılı şerit; 2. İlmek şeklinde bandaj.

Fillicular fluid

Graaf folikülünün içinde bulunan sıvı, folikül sıvısı;

filling

Diş dolgusu, dolgu.

filopressure

Damarı bağlayarak kan akımını durdurma.

filter

Işık, su ve diğer sıvıları süzmeğe yarayan alet, süzgeç, filtre.

filter paper

Muayene yapılmadan önce içinden idrarın süzüldüğü iri granüllü bir çeşit kağıt, filtre kağıdı.

filter passing virus

See: Viruses.

filterable

Süzülebilir.

filtrate

Süzülmüş sıvı, filtrat.

filtration

1. Süzülme; 2. Süzme.

filtration under pressure

Glomerullardaki kan basıncına bağlı olarak böbreklerde meydanag elen süzme olayı.

filum

(pl. fila). İplik veya lif.

filum terminale

Yukarıda omurilikle, aşağıda da sakral kanalın perisotu ile kaynaşan ince, sağlam bir oluşum.

fimbria

(pl. fimbriae). Saçak.

fimbria hippocampi

Hipokampus'un iç kenarı boyunca uzanan beyaz cevherden ibaret şerit.

fimbria ovarica

Tuba uterina (fallop tübü)'nın karına açılan ucunu çevreleyen saçak şeklinde oluşumlardan en uzunu (Bu uzantının ovülasyon esnasında overle temas temin ederek dışarı atılan ovum'un tüp içine geçişini kolaylaştırdığı kabul edilmektedir).

fimbria tubae uterinae

Tuba uterina'nın karına açılan ucunu çevreleyen saçak şeklinde uzantılar.

fimbriate

Saçaklı, fimbriatus.

Fimbriate hymen

Ucu salkımlı himen,

Fine tremor

Hafif titreme;

finger

Parmak.

Fingertip palpation

See: Light-touch palpation;

Finney's operation

Gastroduodenostomi;

finsen bath

Hastanın bütün vücudunun ultraviyole ışınları ile genel irridasyonu;

finsen light

Finzen ışığı, deri hastalıkları tedavisinde kullanılan bir tür ışık.

Finsen treatment

Lupus vulgaris'in ültraviyole ışınları veren Finsen lambasına maruz bırakılarak tedavisi;

fire

1. Ateş; 2. İltihap; 3. Yılancık.

First dentition

Süt dişleri;

First intention

Yaranın iltihaplanmaksızın iz bırakmadan kısa sürede kapanması;

First stage

Doğum sırasında başın angaje olduğu ve collum'un açılmağa başladığı devre;

first-aid

İlk yardım.

first-aid case

İlk yardım çantası.

first-aid kit

See: First-aid case.

first-aid packet

Sargı paketi.

first-born

İlk doğan, ilk evlat.

Fischer's cerebral murmur

Raşitizm gösterenbebekte büyük fontanel üzerinde, sistol esnasında duyulan üfürüm;

fish skin disease

Kornea tabakasının hipertrofisi sonucunda derinin sert, kuru bir hal alması, ihtiyozis.

fishtapeworm

Diphyllobothrium latum;

fission

1. Ortadan bölünme, ana hücrenin iki yeni hücre meydana getirmek üzere ortadan bölünmesi, bu şekilde kendisini gösteren eşeysiz üreme. (Protozoon'da görüldüğü gibi); 2. Bir elementin atom çekirdeğinin daha ufak zerrelere ayrılması;

fission product

Element'in bölünmesi ile meydana gelen madde, bölünme ürün;

fissiparous

Hücre bölünmesi ile üreyen, bölünme ile çoğalan.

fissura

(pl. fissurae). See: Fissure.

fissura cerebelli

anat. İmikçiğin iki yaprağı arasında yer alarak derinde dallanan yarıklar.

fissura longitudinalis cerebri

anat. Sağ ve sol yarımyuvar arasındaki derin boyuna yarık.

fissura mediana

(anterior), anat. Omurilikten başlayan ön yarık.