barbiturism

Uzun süre barbitürik asit türevleri kullanımı sonucu oluşan toksik durum, barbital zehirlenmesi.

barbotage,

Bir spinal anestezi yöntemi.

baresthesiometer

Basınca karşı duyarlılığı ölçen alet.

baritosis

Baryum tuzlarının devamlı solunum sonucu, akciğerlerde toplanması ile belirgin patolojik durum.

barium

Ba sebmolü ile bilinen, atom no: 56 ve atom ağırlığı: 137.36 olan kimyasal element, baryum.

barium chloride

Zehirli beyaz billüri bir cisim olup, veteriner tababette müshil olarak kullanılır (BaCI2).

barium sulfate

Röntgen muayenelerinde opak madde olarak kullanılan beyaz toz (BaSO4).

bark

Kınakına kabuğu.

Barlow-Muller disease

Çocuk skorbütü, çocuklarda C avitaminozu;

barlows disease

Çocuklarda görülen skorbüt.

barocreceptor

Havadaki basınç değişimleriyle kolayca uyarılan isnir ucu, basınç değişimlerine hassas alıcı organ.

baroscope

Havadaki basınç değişimlerini ölçen alet.

barotrauma

Atmosfer veya su basıncında meydanag elen bir değişikliğe bağlı olarak gelişen yaralanma.

barren

kısır.

barrenness

Kısırlık.

barrier nursing

Koğuşta enfeksiyonun bir hastadan diğerlerine bulaşmasını önlemek için alınan bir önlem.

Bar's incision

Karın derisine orta çizgi üzerinde göbeğin yukarısından yapılan kesit (Klasik sezaryen ve diğer bazı ameliyatlarda);

Bartholinian abscess

Bartholin bezi apsesi;

bartholinitis

vaginanın dış ağzının iki tarafında bulunan Bartholin bezlerinin iltihabı (bu bazan tehlikeli apseler haline gelebilir ve hemen daima gnoroden ileri gelmektedir), bartholinit.

Bartholin's anus

Bartholin deliği: Sylvius kanalı ağzı, aditus ad aquaductum cerebri;

Bartholin's duct

Bartolin kanalı;

Bartholin's gland

İntroitus vagina'nın her iki tarafında yer alan bezler (iki adet olup beyaz, özel kokulu, yapışkan ve kaygan bir salgı çıkarırlar);

bartholin's glands

vagina dış deliğinin her iki tarafında yer almış olan iki küçük gudde.

bartonella fever

Nonprotozoal hemolitik anemi.

Barton's bandage

Altçeneyi kaldıran (8) şeklinde bir bandaj.

Barton's operation

Diz ankilozunda şekil bozukluğunu düzeltmek için yapılan ameliyat;

basal

1. Kaideye (tabana) ait, alt, kaidevi, basialis, basalis, basilaris, bazal; 2. Temele (esasa) ait.

Basal cell

epitelyumun taban katını oluşturan hücre;

Basal cell tumo(u)r

Epidermis'in bazal tabaka hücrelerinden gelişen, iyi veya kötü huylu herhangi bir tümör;

basal ganglia

Beyin kaidesinde bulunan gri hücreler.

basal membrana of Bruch

Gözün koroid tabakasının en dıştaki zarı;

basal menengitis

Beyinin alt yüzüne rastlayan zarların iltihabı, bazal menenjit.

basal meningitis

Beyin kaidesindeki zarların iltihabı, bazal menenjit;

Basal metabolic rate

Kalori olarak ifade edilen bazıl metabolizma hızı;

basal metabolism

İstirahat halindeki bir vücudun solunum, kalp hareketleri, kastonüsünün muhafazası gibi normal fizyolojik fonksiyonları idame ettirmeye yarayacak asgari enerji miktarı.

basal metabolism test

Bazal metabolizma testi.

basal narcosis

Korku ve heyecanı yatıştırmak amacıyla anesteziden önce narkotik ilaç verilmesi, premedikasyon.

basal temperature

İstirahatte iken tesbit edilen vücut sıvısı, bazal temparatür;

basal vein, basilar vein

Kaide veni (beyinde), vena masalis;

base

biochem. Esas, baz, temel;

base hospital

Askeri hastane (seyyar olmayan);

Basedow disease

Tiroid bezinin hiperfonksiyonundan ileri gelen bir hastalık;

Basedow iodism

Guatrlılarda fazla iyot kullanmadan doğan belirtiler.

basement membrana

Üzerine epitel dokusunn yerleştiği ince ve hücresiz zar;

basement membrane

Muko zarların ve guddelerin epiteli altında yer alan ince, saydam zar.

bases (bodies)

biochem. Ksantin bazları: Ksantin, hipoksantin, adenin, guanin gibi nükleinlerin yıkılması ile beliren azotlu maddeler.

basın

Pansıman kalıbı.

basic

biochem. Metal oksitler (su ile bazları verirler);

Basic anxiety

Aciz, derin bezginlik kompleksi (hasta herkesi kendisine düşman sayar);

Basic salt

biochem. Birkaç serbest hidroksil grubuna sahip olan tuz;